Feminizm ve Uluslararası İlişkiler
Öncelikle belirtmeliyim ki feminizm kadının
üstünlüğünü değil, kadın-erkek arasındaki siyasal, ekonomik ve toplumsal eşitliğini
savunan bir yaklaşımdır. Ayrıca; kadınların yalnızca kadın
olmaktan dolayı karşı karşıya oldukları baskı ve ezilmeyle ilişkisini inceleyen
bir teoridir. Her sınıftan, ırktan, ulustan ve dinden kadının bu sorunlarla
karşılaştığını belirtmekdir.
Tarihsel olarak üç dalgada
incelenen bu yaklaşımdan ilk olarak Mary Wolstonecraft, 18. yüzyılda bahsetmiştir.Feminizmin
tarihi üç dalga olarak ele alınmış ve bu üç dalgayı da farklı
kuramlar şekillendirmiştir. Günümüze kadar gelen teori bu süreçte sürekli bir
gelişim ve değişim içerisinde olmuştur.
İlk Dalga (Liberal)
Feminizm:
Bu dalga genel olarak oy hakkı, eğitim
ve mülkiyet hakkı taleplerini kapsayan dönem olmuştur.Bu taleplerin
gerçekleşmesi için verilen mücadeleler sonucu kadınlar ciddi kazanımlar elde
etmişlerdir. Bunlara örnek olarak;
-Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde aralarında ABD, İngiltere, Almanya
ve Rusya’nın da olduğu 21 ülkede kadınlara
oy hakkı koşulsuz verilmiştir.
-Fransa’daki feministler ise, kızların eğitimi, ücret eşitliği ve kadınların
devlet memurluğuna girmesi için verdikleri mücadelede büyük zaferler elde
etmişlerdir.
-Bir yabancı ile evlenen kadınların milliyetlerini koruyabilme yasası çıkarıldı.
İkinci Dalga (Radikal ve Marksist) Feminizm:
İlk dalganın özel alana hiç
girmemesine karşılık bu dalga genel olarak “özel alan politiktir” sloganı etrafında
şekillenmiştir. Yani bu dönemde artık ev içine girilmiş evdeki eşitsizlikler
üzerinde durulmuştur.Ev içinde iş bölümü, cinsellik, aile içi şiddet radikal
feminizmin, ataerkil sistemin önemli parçaları olarak gördüğü alanlardır. Kadınlar
ucuz işgücü olarak katıldıkları ekonomik hayatın bütün sıkıntılarına katlandıkları
ve devrimsel mücadelede yer aldıkları halde erkeklerle eşit haklara sahip olmadıklarını
görünce “Kadının idam sehpasına çıkma hakkı varsa, kürsüye çıkma hakkı da olmalıdır.”
diyerek toplumsal ve siyasal haklarını savunmuşlardır.
Üçüncü Dalga
(Postmodern) Feminizm:
Genel olarak bu dönemdeki
varoluşçu, post yapısalcı ve psikanalist yaklaşımların etkisi altında kalmıştır.
Bu dönemde kadınların ezilme nedenlerinin farklı olduğu yaklaşımından yola çıkılarak teori bu farklılıkların dile
getirilmesi esası üzerine şekillenmiştir. Kadınların kendini sadece erkeklere
beğendirmesi gereken bir obje değil,
kendini değerli ve özel hissetmesi gerektiğini vurgular.Ve bu yönde
ilerlemiştir.
Türkiye'de Feminizm
Türkiye'de 1980'li yıllarda
başlamış ve devam etmiştir, kendi seslerini çıkarabilecekleri bir platform hazırlamışlardır,
bu alanda kadınların mücadelesinde toplumsal bir ivme kazanmış olmaları önemlidir.
Oy hakkının yanında bir çok hak çıkarılmıştır.
1895 ile 1908 yılları arasında 'Hanımlara Mahsus Gazete' aralıksız 15 sene yayınlanmıştır,
tam 614 sayı çıkmıştır. Bu gazetede Ahmet Mithat
Efendi, Ahmet Rasim gibi önemli yazarlar da vardı. Esas kadro ise kadınlardan
oluşuyordu ve kadınlar mahlas kullanmak zorunda kalmıyor özbeöz kendi kimlikleriyle yazı yazıyorlardı.
Ne var ki, toplumda cinsiyet ayrımcılığı konusundaki duyarlılığın artmasına
karşın, veriler, hem kadınların statüsünde hem de toplumun ve kültürün yapısında
fazla bir değişiklik olmadığını ortaya koyuyor.
Günümüzde kadın cinayetleri giderek artmakta ve karşı çıkılmasına rağmen
engellenememektedir. Özellikle son döneme gelirsek, kasım ayı dahil olmak üzere 2016'da tam 300 kadın öldürülmüş bulunmakta.
Hem Türkiye'de hem de dünya'da yüzlerce kadın bir hiç uğruna ölmektedir. Fakat her şeye rağmen direnen kadınlar kazanacak!
Hazırlayan: Sümeyra Altun
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder